tasavvuf güzel bir îmânın üzerine inşa edilir. îman ise Allah'a tam manasıyla teslimiyettir; öyle hayatın belli anlarında değil, her anında teslim olmaktır. her hareketinde "Allah bundan razı mı?" diye sormaktır. dikkatinizi çekerim, bunlar standart îmânın gerekleri; tasavvufa geçmedik daha.. daha kibirli boynunu eğip, alnını yere deydirmeyi becermeden, kendisinden başka Allah kulu sevmeden tasavvuf ehli olacağını sananlar var. zahmet çekmeden, sabr'etmeden, secde etmeden, iki kitap okumayla tasavvuf ehli olunmaz.
dervişlerin, hayatın içindeki her ânı ibadet olarak görmelerini nefsler tersten okuyor. dağda bayırda gezmelerine tasavvufî anlamlar yüklemeye başlıyorlar bu sefer.. namaza ayırmadıkları vakitlerini çiçeği böceği inceleyerek geçirmeye başlıyorlar. arkadaş sohbetlerinde sükût, iyi niyet, temiz kalp mesajları vermeye; suratlarında anlamsız sırıtmalar taşımaya başlıyorlar. derviş maskesi takıp pollyannacılık oynuyorlar. abilerim, ablalarım.. dervişin geçtiği zahmetli yollardan geçmeden, o yolların terbiyesini almadan, monopoly'de bir noktaya atlamayı sağlayan kart açmış gibi, tasavvufa atlayamazsınız.. o kadar ucuz değil..
bir de hobi olarak ilgilenenlerimiz var ki onların halini yorumlayamıyorum bile... n'olur bi git de başka uğraş bul kendine! spor yap, siyaset yap, kermes düzenle... ne bileyim balık tut mesela; karnın doyar hiç olmazsa..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder